1960'ların başında, Edward Lorenz adında bir meteorolog, odasının büyük kısmını kaplayan hantal ve gürültülü Royal McBee bilgisayarında kendi "oyuncak hava durumunu" yaratmıştı. Bu sanal dünyada dijital rüzgarlar esiyor, siklonlar dönüyor ama hiçbir hava olayı kendini tam olarak tekrar etmiyordu. Sistem, döngüsel bir düzene sahipmiş gibi görünse de aslında tamamen öngörülemez bir yapıdaydı.
Her şey 1961 kışında sıradan bir günde değişti. Lorenz, hava durumu simülasyonunu baştan başlatmak yerine kestirme bir yol denemeye karar verdi. Önceki çıktıdan aldığı sayıları bilgisayara manuel olarak girdi ve gürültüden uzaklaşıp bir fincan kahve içmek için odadan ayrıldı. Döndüğünde ise yeni simülasyonun önceki modelden tamamen koptuğunu ve bambaşka bir hava durumuna dönüştüğünü gördü.
Ortada donanımsal bir arıza yoktu; sorun sadece Lorenz'in girdiği sayılardaydı. Bilgisayarın hafızasında tutulan orijinal sayı "0.506127" iken, Lorenz çıktıdaki yuvarlanmış halini, yani "0.506"yı girmişti. Binde birlik bu önemsiz gibi görünen fark, tıpkı hafif bir rüzgar esintisi gibi katlanarak büyümüş ve tüm sistemi kaosa sürüklemişti.
Bugün "Kelebek Etkisi" olarak bildiğimiz bu tesadüfi keşif, uzun vadeli hava tahminlerinin neden asla kusursuz olamayacağını kanıtladı. Ancak Lorenz bu belirsizliğin içinde muazzam bir şey daha gördü: Rastgeleliğin kılığına girmiş ince bir geometrik düzen. Hiçbir zaman aynı noktadan iki kez geçmeyen ama belirli sınırlar içinde kalarak çift kanatlı bir kelebek silüeti (Lorenz Çekeri) çizen bu yapı, modern bilime kaosun içindeki kusursuz mimariyi armağan etti.
Makale
Kelebek Etkisinin Doğuşu: Bir Fincan Kahve ve Yuvarlanan Sayılarla Bilim Tarihinin Kökten Değişimi

